Sponsor Reklam
Ana Sayfa » , » FDA Trans yağ yasaklamak için harekete geçti

FDA Trans yağ yasaklamak için harekete geçti

Yazar By: Genelsite 7 Kasım 2013 Perşembe | 20:42:00

Sponsor Reklam

FDA, Trans yağ kullanımı, trans yağ nedir, trans yağ sağlığa etkileri,trans yağın zararları

FDA Trans yağ yasaklamak için harekete geçti


Amerikan gıda ve ilaç dairesi başkanlığı  FDA yetkilileri trans yağları tamamen kaldormak için harekete geçiyor. Artan obezite ile etkili olarak savaşmaya kararlı olduklarını her yıl yaşanan 20000 insan kalp krizi geçiriyor yaklaşık 7000 kişi hayatını kaybediyor bunun önüne geçmek için adımlar atmaya kararlıyız.

FDA Komiseri Margaret Hamburg, Gıda endüstrisinde birçok gıda üreticisi firmanın halen ürünlerinde azda olsa trans yağ kullandıklarını biz bu firmaların temsilcileriyle bir araya gelerek 60 günlük eylem planı hazırladık. bu süreçte fast food,ve dondurulmuş gıdalarda kullanılan trans yağ oranlarının yeniden belirlenmesi için çalışmalar yapılacak. böylece ileride yaşanacak sağlık sorunlarının da azalmasına yardımcı olabiliriz dedi.

Trans yağ nedir sağlığa Etkileri:

Trans yağ, trans-izomer (E-izomer) doymamış yağ asitlerine verilen yaygın ad. Terim çift karbon-karbon bağının konfigürasyonuna işaret ettiğinden trans yağlar bazen tekli bazen de çoklu doymamış yağlara verilen genel addır

Trans yağlar gerekli yağ asitlerinden değildir. Trans yağların tüketimi LDL kolesterol düzeyini artırıp "iyi" HDL kolesterol düzeyini azalttığından kalp hastalığı riskini artırır.Dünya çağında sağlık otoriteleri trans yağlarının tüketiminin eser miktarlara azaltılması gerektiğini önermektedir. Kısmî hidrojenleşme ile oluşan trans yağlar, doğal olarak oluşan trans yağlardan daha zararlıdır. Alberta Eyaleti Besi Hayvanı ve Et Ajansı ve Kanada Günlük Süt Üreticileri tarafından desteklenerek Kanada'da yapılan iki araştırma sonucunda et ve süt ürünlerinde bulunan doğal trans yağ vaksenik asitin aslında hidrojenleştirilmiş sebze ya da domuz ve soya yağı karışımının aksine toplam ve LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerini azaltarak sağlığa yararlı etkisi olduğunu göstermiştir.
Doymamış yağ karbon atomları arasında bir ya da daha fazla çift bağ bulunan yağ molekülüdür. Karbon atomları birbirlerine çift bağlı olduğu için hidrojen ile daha az bağı vardır dolayısıyla da daha az hidrojen atomu bulunur ve bu nedenle "doymamış" adı verilir. Cis ve trans terimleri çift bağ yapan karbon atomlarına bağlı olan iki hidrojen atomunun oryantasyonunu belirtir. Cis oryantasyonda hidrojen atomları çift bağın aynı tarafındadır. Trans oryantasyonunda ise hidrojen atomları çift bağın karşılıklı taraflarındadır.
Hidrojenleşme süreci doymamış yağlara hidrojen atomu ekleyerek çift bağları ortadan kaldırmak ve yağları kısmî ya da tamamen doymuş yağ hâline getirmektir. Ancak enzimsel olmayan kimyasal kısmî hidrojenleşme cis-izomerleri hidrojenleştirmek yerine trans-doymamış yağa çevirebilmektedir. Trans yağlar doğal olarak birkaç durumda ortaya çıkabilir: Trans yağ içeren vaksenil ve konjuge linoleil (KLA) gevişgetirenlerin et ve süt ürünlerinde doğal hâlde eser miktarda bulunabilir.

Nobel ödülü sahibi kimyager Paul Sabatier'nin 1890'ların sonuna doğru hidrojenleşme kimyası üzerine yaptığı çalışmalar sonunda margarin, yağ hidrojenleşmesi ve sentetik metanol endüstrileri doğdu. Sabatier yalnızca gaz hâlinde hidrojenleşmeyi dikkate almışken Alman kimyager Wilhelm Normann1901 yılında sıvı yağların da hidrojenleşme sürecinden geçebileceğini gösterdi ve 1902 yılında patentini aldı. yılları arasında Normann, Herford şirketine bir yağ sertleştirme tesisi kurdu. Aynı zamanda buluş Joseph Crosfield & Sons, Limited. şirketi tarafından İngiltere'nin Warringtonkasabasında daha büyük ölçekli bir fabrika kurulmasında kullanılmıştı. Warrington'da kurulan fabrikada sertleştirilmiş yağın başarıyla üretilmesi yalnızca iki yılı aldı ve 1909 sonbaharında fabrika üretime başladı. İlk yıl üretimi yaklaşık 3.000 ton olmuştur.1909 yılında, Procter & Gamble Normann'ın patentinin ABD haklarını aldı ve 1911 yılında çoğunlukla kısmî hidrojenleşmiş çiğit yağından oluşan ilk hidrojenleşmiş yağ Crisco'yu piyasaya sürdüler. Her tarifinde Crisco kullanımını öngören bedava yemek kitaplarını dağıtan pazarlama tekniğiyle çok başarılı oldular.
Normann'ın hidrojenleşme süreci insan tüketimi için balina yağı ve balık yağının ucuza kullanılabilmesini sağlamıştır ancak tüketicilerin hoşlanmamasını engellemek için gizli tutulmuştur.
1910 yılından önce yemeklerde kullanılan yağlar tereyağ, sığır ve domuz içyağıydı. 19. yüzyılın başında, Fransa'da Napoleon rejimi sırasında askerleri beslemek için tereyağ ve sığır içyağından ibaret bir margarin bulunmuştur ama ABD'de kabul görmemiştir. 20. yüzyılın başlarında protein kaynağı olmak üzere ABD'ye soya fasulyesi girince ortaya yan ürün olarak soya yağı çıkmıştır. Bu yağla ne yapılacağı sorun hâline gelmiştir. Piyasada yeterince tereyağ bulunmamaktadır. Sıvı yağın katı yağa dönüştürülebildiği hidrojenleşme sürecinin bulunuşuyla birlikte margarin üretiminde soya yağı kullanılmıştır. Sonraları buzdolabının ortaya çıkması da trans yağ endüstrisinin gelişiminde önemli bir faktör olmuştur. Yağ endüstrisi hidrojene yağların tereyağına nazaran margarinlere bazı yeni özellikler verdiğini görmüştür. Örneğin, tereyağının aksine, buzdolabından çıkarılan margarin hemen ekmek üzerine sürülebiliyordu. Hidrojene yağların kimyasal bileşimine yapılan ufak değişiklikler ile yemek yapımında içyağından dah iyi özellikler verilmiştir. Hidrojene soyayağından yapılan margarin teryağının yerine geçmeye başlamıştır. Crisco ve Spry gibi İngiltere'de satılan hidrojene yağlar 1920'lerde ekmek, pasta, kek ve kurabiye yapımında domuz içyağının yerine geçmeye başlamıştır
1940'larda Dr Catherine Kousmine trans yağların kanser üzerinde etkisini araştırmıştır.
1960'lara kadar hidrojene yağların üretimi giderek arttı ve hayvan yağlarının yerine artık prosesten geçirilmiş bitkisel yağlar aldı. Başlarda daha düşük maliyete neden olduğu için ekonomik argümanlar öndeydi ayrıca margarinin doymamış trans yağlarının tereyağının doymuş yağlarından daha sağlıklı olduğu bile iddia edilmiştir.
En erkeni 1956'ta olmak üzere bilimsel literatürde trans yağların kalp damar rahatsızlıklarının artmasının bir nedeni olabileceğine dair önermeler varsa da aradan otuz yıl geçmesine karşın konunun üzerine ciddi olarak eğilinmemiştir. 1990'ların başlarında yapılan çalışmalar sonucunda ise trans yağların insan sağlığı üzerinde olan olumsuz etkisi kanıtlanmıştır. 1994 yılında ABD'de trans yağların yılda 20.000 kişinin kalp rahatsızlığından ölmesine neden olduğu tahmin edilmiştir.
Birçok ülkede besinlerde trans yağ olduğuna dair etiketleme zorunluluğu getirilmiştir. Konuyu gündeme getirmek ve gıda üreticilerinin uygulamalarını değiştirmek için aktivistler tarafından kampanyalar düzenlenmiştir. 2007'nin Ocak ayında ürünlerinin satışının yasaklanması durumuyla karşı karşıya kalan Crisco ürünlerinin içeriğini değiştirerek FDA'nın "porsiyon başına sıfır gram trans yağ" (yani çorba kaşığında 1 gramdan az ya da ağırlığın %7'sinden az) tanımına uymuştur.
Guelph Üniversitesi araştırma grubu trans ve doymuş yağlarla benzer yemek pişirme özelliklerine sahip olacak şekilde zeytin, soya ve kanola yağı ile su, monogliseridler ve yağ asitlerini karıştırarak bir yemek pişirme yağı bulmuştur.
Kaynak

0 yorum :

Yorum Gönder

Sponsor Reklam

Genelsite.org Bizi Takip Edin